Can / Can' t

 

“Can” yapısını Ingilizce konuşmalarımız da yeteneğinde olma ifadesini anlatmak için kullanırız.
Aynı zamanda bir izin ifadesine de karşılık gelebilir.




Yüzebilirim, koşabilirim, yapabilirm, edebilirim gibi ifadeler “CAN” yapısı ile anlatılır.

• I can swim in a deep pool.
• Ben derin bir havuzda yüzebilirim.
• She can speak in Spanish.
• O İspanyolca konuşabilir.
• They can break my head.
• Onlar kafamı kırabilir.
• The doctor can heal me.
Doktor beni iyileştirebilir.
Yerlikaya can lift up 250 kilos.
• Yerlikaya 250 kilo kaldırabilir.



“Can” in bütün şahıslarda kullanımı aynıdır. Olumsuz hali “can not” tır. Daha kısa olarak “can’t” da kullanılır.


• I can’t see.
• Göremiyorum.
• She can’t refuse the bill.
• O hesabı reddedemez.
• Suzan can’t go to abroad.
• Suzan yurtdışına çıkamaz.
• They can’t run fast.
• Onlar hızlı koşamaz.



Can I come in?
• İçeri girebilir miyim?
Can you sing a song?
• Bir şarkı söyler misin?
Can you bring my shoes?
• Ayakkabılarımı getirir misin?

 

Be Able To

 

Ingilizce de “be able to” , “can” yapısıyla aynı anlama gelmektedir. Çoğunlukla “can” kullanılır.
Yeteneğinde olma ifadesi baskındır.

• He is able to swim.
• Yüzebilir.
• She isn’t able to type fast.
• Daktiloyla hızlı yazamaz.
• I am not able to talk politely.
• Nazikçe konuşamaz.
• They aren’t able to drive.
• Onlar araba kullanamaz.