Have (Got) To


Zorunluluk bizim elimizde olmayan ve muhakkak yapılması gereken durumlarda “have to” kullanılmaktadır.

 

You have to go to work early.
İşe erken gitmek zorundasınız.

She has to tell me the truth
Bana gerçeği söylemek zorunda.


They have to calculate the problems one more time.
Onlar sorunları bir kez daha hesaplamak zorundalar.

Olumsuz hali ise “don’t have to”, “doesn’t have to” şeklinde olmaktadır.


She doesn’t have to make a cake.


O kek yapmak zorunda değil.


They don’t have to wait for us.
Onlar bizi beklemek zorunda değiller.

Ali has to do his homework.

Ali ödevini yapmak zorundadır.

Keriman doesn’t have to study before the examination.
Keriman sınavdan önce ders çalışmak zorunda değil.


 

Do you have to come with us?
Bizimle gelmek zorunda mısın?

Does she have to work alone?
O, yalnız çalışmak zorunda mı?


Does Fatih have to capture the city?
Fatih şehri fethetmek zorunda mı?

Does Sinan have to build a mosque?
Sinan cami inşa etmek zorunda mı?


Do they have to escape?
Onlar kaçmak zorunda mı?

“Have to” yapısının kullanımını da inceledikten sonra artık “have to” ile “must”
( ingilizce zorunluluk bildirme )
yapısının arasındaki farkı araştırabiliriz.

 

 

You have to join the army.
Askere gitmek zorundasın.

 

 

You must join the army.
Askere gitmelisin.

 

 

Ancak bir görüşe giren kişisel zorunluluklarda “must” yapısı kullanılmaktadır.

 

Olumsuz hallerde ise durum bunun tersidir.


Bir şeye izin verilmediği zaman mustn’t kullanılır.
Bir şeyin yapılmasına gerek olmadığı zaman don’t have to kullanılır.



You mustn’t walk on the grass.
Çimlerin üzerinde yürümemelisin

 

You don’t have to play golf well
İyi golf oynamak zorunda değilsin.

 

You don’t have to drink alcohol before driving.
Araba kullanmadan önce alkol içmek zorunda değilsin.

Olumsuz yapılarda gördüğünüz gibi “mustn’t” yapısı zorunluluğunda olma anlamına gelirken, “don’t have to” yapısı gerek olmadığı, yapılmasa da olur anlamlarına gelmektedir.